14 Mart 2016 Pazartesi

HIZLANDIRILMIŞ İLKOKUMA –YAZMA ÖĞRETİMİ


                        HIZLANDIRILMIŞ İLKOKUMA –YAZMA ÖĞRETİMİ  (*)



                                            Sonu “The Son” Olmasın



Recep Nas




     MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı,1936’dan bu yana uygulan ilkokuma-yazmaya ilişkin yöntemi değiştiriyor, çözümleme-bireşim yönteminden (tümcelerle öğretme) vazgeçip ‘Ses Temelli Cümle Yöntemi’ diye adlandırılan bir yöntemin kullanılmasını öngörüyor.68 (1) yıldır uygulanan çözümleme-bireşim yöntemi verimsiz miydi, yanlış mıydı? Nesi, neden yanlıştı? Yanlışsa, bu, araştırmalarla belirlenmiş midir?’ Taslak’ta buna ilişkin hiçbir açıklama, gerekçe  yok.

     ‘Ses Temelli Cümle Yöntemi’ ne değinmeden önce ilkokuma-yazma öğretimine ilişkin yöntemleri –kısaca- gözden geçirelim.



1.     Harf yöntemi



     Çocuklara ilkin harflerin adları öğretiliyor. Sonra harfler çattırılarak heceler, hecelerden sözcükler, sözcüklerden tümceler oluşturuluyor.



     Harf Yönteminin Sınırlılıkları



  • Harflerin adlarını öğrenmek ,sözcüklerin doğru okunmasını zorlaştırıyor.
  • Harfler soyuttur, çocuk için anlam taşımıyor.
  • Çocuğun ilgisini çekmiyor.
  • Çocuğa okuma zevki vermiyor.
  • Çocuk harflere takıldığında ,hızlı, düzgün okuyamıyor.
  • Alıştırmalar sıkıcı oluyor, harflerin adlarını ya da heceleri (‘ab’,’eb’,’ıb’ gibi) mekanik olarak yinelemek yarar sağlamıyor.
  • Çocukta okumaya karşı isteksizlik yaratıyor(Gray,1975:89-90)



     2.  Ses Yöntemi

  

     Aslında bu da harf yöntemidir,harflerin adlarını öğretmenin sakıncalarını gidermek için bu kez harflerin sesleri tanıtılıyor.Bu yöntemle, çocuğun,seslerini öğrendiği harflerle,sırasıyla hece, sözcük,tümce,metin oluşturabileceği öngörülüyor.Başka bir deyişle,bireşime(sentez) yer veriliyor.Çocuk harflerin adlarını değil,seslerini çıkararak doğru okuyacaktır.

     Sesleriyle adları aynı olduğu için önce ünlü harfler öğretiliyor,sonra iki harfli (kapalı ve açık) hecelere geçiliyor.



     Ses Yönteminin Sınırlılıkları



     Çocuk harflerin sesleriyle,hecelerle uğraştığı için hızlı okuyamıyor,sözcüğün ve tümcenin anlamını kavrayamıyor.Anlamadan okuyor,anlamayınca da okumaktan soğuyor.Oysa okumanın başlıca amacı tam ve doğru anlamaktır.

1) 1936 İlkokul Programı’nda “İlkokuma-yazmada basit cümle ve kelimelerden harekete geçilmek suretiyle

 terkibi-tahlili bir yoldan yürünerek okuma-yazma mekanizması kazandırılacaktır”(s.40,Akt.Güleryüz,2000), 1948 İlkokul Programı’nda da “İlkokuma-yazmaya basit cümleler ve kelimelerle başlanılacaktır”deniliyor.(s.91)



     Gray(1975:91,133),ses yönteminin sınırlılıklarını şöyle belirtiyor:



     *Ünsüz harfler ünlülerle birlikte doğru söylenebilir.Çocuk harfleri ayrı ayrı söylerken araya başka sesler ekliyor.(b’nin sesini çıkarırken ‘bı’demesi gibi).       

     *Anlamı olmayan öğelerin (ses,hece)sık sık yinelenmesi çocuğu okumadan alıkoyuyor.

     *Sözcüklerin tanınmasına ağırlık veriliyor,bu yapılınca da metnin anlaşılması zorlaşıyor.Çocuk metnin anlamına değil;sözcüklerin söylenişine dikkat ediyor,bu da çocuğu sıkıyor,yoruyor,okuma zevkinden yoksun bırakıyor.



2.     Hece Yöntemi



     Heceler (hece tablosu) öğretiliyor,sonra hecelerden sözcük ,sözcüklerden tümce,tümcelerden de metin oluşturuluyor.



     Hece Yönteminin Sınırlılıkları



  • Anlamsız heceleri tekrarlamak çocuğu sıkıyor,yoruyor.Çocuğun belleğine yükleniliyor.
  • Çoğu anlamsız hecelerden oluşan hece tablosunu okumak,çocuğa okuma zevki vermiyor.

     4. Sözcük Yöntemi



     Öğretime çocuk için anlamlı olan sözcüklerin okutulup yazdırılmasıyla başlanıyor.Sözcüklerin yanlarına  ilgili resimler konuyor.Sözcüklerden tümceler,tümcelerden de metin oluşturuluyor. Bir yandan da öğrencilerin dikkatleri hecelerin,seslerin üzerine çekiliyor (Gray,1975:97)



     Sözcük Yönteminin Sınırlılıkları



  • Tek tek sözcüklerin okunması,doğru,hızlı,anlayarak okumak için yeterli değildir.
  • Çocuk metne yeterince ilgi göstermiyor,mekanik bir okuma eğilimi içinde oluyor (Gray,1975:132)



     5. Tümce Yöntemi



     Öğretime çocuğun günlük dilinden alınan tümcelerle başlanıyor.Tümcelerden sözcüklere,hecelere,harflere(sese) doğru gidiliyor.Başka bir deyişle çözümleme yapılıyor.

     Tümceler çocuk için anlamlıdır.Çocuk bunları okumaktan hoşlanır.Anlayarak okumayı sağlar;sözcük sözcük,hece hece okumayı önler,dolayısıyla okurken göz sıçramaları uzun olur.



     Tümce Yönteminin Sınırlılıkları



  • Tümcelerin kısa,çocuğa göre olması gerekir,değilse çocuk zorlanır.
  • Çözümlemeye geçmekte(sözcük,hece,ses) gecikilirse verim düşer.









     6. Metin Yöntemi





     Tümce yönteminin geliştirimleş biçimidir.Öğretime doğrudan kısa metinler okutularak başlanıyor.Metnin anlam bütünlüğü olduğu için okuma alıştırmaları çekici oluyor.Hızlı,tam ve doğru anlayarak okumaya olanak sağlıyor.Çocuğun okuma zevki,alışkanlığı kazanması kolaylaşıyor. Çocuk daha canlı okuyor,okuduğundan tat alıyor(Gray,1975:132)



     Metin Yönteminin Sınırlılıkları



  • Metinler çocuğa göre (kısa,tekerleme tadında,uyaklı,ses yinelemeli) oluşturulmazsa istenen verim elde edilemez.
  • Sözcüklerin doğru okunmasında sorun yaşanabilir (Gray,1975:132)

     

     Bu yöntemlerin ilk üçü (harf,ses,hece) bireşimsel (sentetik)yöntemlerdir.Harf(ses)lerden hece,hecelerden sözcük,sözcüklerden tümce,tümcelerden de metin oluşturulur.

     Son üç yöntemse (sözcük,tümce,metin) çözümsel(analitik)yöntemlerdir. Metinden ya da tümceden sözcüğe,sözcükten heceye,heceden harfe(harflerin seslerine) geçilir.

     Yukarda belirtilen yöntemlerin hepsiyle okuma-yazma öğretilebilir. Peki,en verimlisi hangisidir? Ama ilkin verimden anlaşılması gereken nedir?Bizce önemli olan,çocuğun okumaktan zevk alması,hızlı,tam ve doğru anlayarak okumasıdır.(Karagöz,1976:5)

     “Yöntem önemli mi? Çocuk okumayı öğrensin de nasıl öğrenirse öğrensin “denemez.Ürün önemsenip süreç göz ardı edilemez.

     Bilindiği gibi,tümüyle yetkin(mükemmel) bir yöntem yoktur.Her yöntemin üstünlükleri kadar sınırlılıkları  da vardır.Okuma öğretiminde birçok yöntemin iç içe kullanılması,çocukların farklı beceriler,tutumlar kazanmalarını sağlar.(Gray,1975:135) Öyleyse en doğrusu,yukarda sıralanan yöntemlerin hepsini kullanmaktır.Böylece bir yöntemin sınırlılıkları,yetersizlikleri bir başka yöntemin üstünlükleriyle giderilebilir.

     Yöntemlerin hepsini kullanmak hem çözümlemeye hem de bireşime yer vermekle olanaklıdır.Zaten çözümlemeyle bireşim birlikte kullanılır.Her çözümleme bireşimle sonlandırılır çünkü.Önce ‘bütün’ tanıtılır,sonra öğelerine geçilir.Böylece ‘bütün-parça-bütün ilkesi benimsenmiş olur.Demek ki,kullanılması gereken yöntemin adı,’çözümleme-bireşim’dir.(Nas,2004:54-55)Öncül (2000:1086) bu yöntemi,çocuklara okuma öğretmede uygulanan  çağdaş yöntem diye açıklıyor.

     Peki ‘bütün’olan metin midir,tümce mi,sözcük müdür?Düşüncenin temel birimi tümcedir.Tümce bir bütünlüğü anlatır,tam yargı bildirir (Bilgin,2002:446-447).Öyleyse okuma-yazma öğretmeye tümcelerden başlamaktır, doğru olan.

     Gray’e (1975:103) göre,çözümleme-bireşim,ilkokuma-yazma öğretimine daha yüksek eğitsel değer katmaktadır.

     Hepsi bir yana,günümüzde ‘zengin’ bir çevrede doğan çocuğun okumayı öğrenmesinin zor bir yanı yoktur.Zor olan,hızlı ve anlayarak okumasını sağlamak.Zor olan ,okuma alışkanlığı kazandırmak,okumayı işlevsel kılmaktır.Zor olan,olması gereken  bunlardır. Değilse olan şudur:”İlkokulu bitirmiş,ancak sonraki yıllarda bu becerilerini kullanmadıklarından unutmuş yetişkinlerimiz bulunmaktadır.(…)Ankara-Mamak İlçesi’ndeki dört mahallede yapılan araştırmada 18 ve daha yukarı yaşlardaki  12342 yetişkinin okuma-yazmayı unuttuğu saptanmıştır.Bu sonuç,ülkemizde de belirli oranda gizli okumaz-yazmazın olduğunu göstermektedir”(Güneş,1992:15).

     Kemal Tahir’in(1969) dediği gibi,”(…) Bir toplum için en büyük facia okuma-yazma bilmeyenlerin yüzde çokluğu değil,okuma-yazma bilenlerin okuldan çıktıktan sonra artık kitap okumamalarından meydana gelen kara cahilliktir (Akt.Tüleylioğlu,2000)

     Mark Twain “Okumayan bir insanın,okuyamayan bir insan karşısında hiçbir üstünlüğü yoktur” diyor. Demek ki okuma alışkanlığı kazandırılmadıkça okumayı öğretmenin pek bir anlamı yok.Amaç,kişilere kuru bir okur-yazarlık becerisi kazandırmak değil; düşünceyi ve duyarlığı geliştirici,eleştirel bir okuma alışkanlığı aşılamak olmalıdır (Göktürk,1989:47-48) Evet, çocuğun okumayı öğrenmesi çok da zor değil.Yeter ki,çocuk daha bir- iki yaşında kitapla tanışsın,ona kitap okunsun.Elbette zorla değil,o isterse.

     “Okulöncesi dönemde kitapla tanışan ,bir yetişkinin aracılığı ile kitaptaki basılı sembollerin sözlü olarak ifade edildikleri zaman anlamlı,eğlenceli masal ve öykülere dönüştüğünü  gören çocuk  okumaya çok erkenden ilgi duymaktadır.Bu çocukların erkenden,çok kere kendi kendilerine okumayı öğrenebildiklerine dair pek çok  bulgu vardır”(Oktay,1999:227).



       İlkokuma-Yazma öğretimine Neden Tümcelerle Başlanmalıdır?



1.      Öğretime tümcelerden başlamak çocuk psikolojisine uygundur.Çocuk nesneleri bütünsel olarak algılar,ayrıntıları hemen göremez.Çocuğa uygun olan,bütünden yola çıkan yöntemdir.Harflerden,yani parçadan yola çıkan bireşimsel(sentetik) yöntem çocuğa uygun değildir(Schmalohr,1976,Akt.Özcan,1991:270) Öyleyse ilkokuma-yazma öğretimine çocuk için anlamlı olan kısa tümcelerle başlanmalıdır.

2.      Çocuk için  tümceler anlamlı,harflerse soyut,anlamsızdır,hecelerin çoğunluğu da öyle. “Her türlü öğrenmenin temeli,bilinenle,somut olanla başlayıp bilinmeyene ve oradan da soyut olana geçmektir.(…)Çocuklar için harfleri okuma,kelimeleri okumanın yarısı kadar bile eğlenceli değildir,çünkü kimse bir ‘b’ yemez,’b’ giymez ve ‘b’ tutmaz,ama ‘bal’ yiyebilir,’bot’ giyebilir,’balık’ tutabilir.Balık kelimesini oluşturan harflerin soyut olmasına karşın,balığın kendisi soyut değildir ve onun için ‘balık’ kelimesini öğrenmek,’b’ harfini öğrenmekten daha kolay olur”(Doman ve Doman,2004:98-100).

Çocuk dili kalıp olarak öğrenir;tümceleri (sözcüklerden,hecelerden,harflerden oluştuğunu bilmeden) bütün olarak kavrar.Çocuk konuşmaya nasıl sözcük ve tümcelerle başlıyorsa,okumaya da öyle başlayacaktır.Çocuklar ilk önce tek sözcük kullanır,ama bu tek sözcüğün anlamı sözcüğü aşar.Bunlar tek sözcüklük tümce sayılabilir(Alpöge,1991:64).Bir araştırmaya göre,anlamsız 15 hecenin öğrenilmesi için 20,4 ,anlamlı ama aralarında mantıksal bir bağ olmayan 15 sözcüğün öğrenilmesi için 8,1 kez tekrar gerekirken,15 sözcüğü içeren tümcelerin öğrenilmesi için 3,5 kez tekrar yeterli oluyor Duric,1991:70  Akt.Güneş,2003:42)

3.      İnsan anlaşmak için –konuşurken de,yazarken de-tümce kurar,tümcedir önemli olan.

4.      Yöntem hedeflere,eğitilecek bireylerin özelliklerine göre seçilir.İlkokuma-yazma öğretiminde sonuncul hedef ‘doğru,hızlı,anlayarak okuyabilme’dir.Okurken,önemli olan,anlamı doğru ve çabuk kavramaktır.

Aşağıdaki bölümceyi  -ilk kez karşılaşsa da-hızlı okuyabilen biri hiç takılmadan okuyabilir,biliyorum,öğrencilerimle denedik çünkü.



     Bir İgnliz üvnsertsinede ypalın arşaıtramya gröe,kleimleirn hrfalreiinn hnagi srıdaa yzalıdkılraı ömneli dğeliimş. Öenlmi oaln brinci  ve snonucnu hrfain yrenide omlsaımyış. Adarkai hfraliren srısaı kraışk osla da ouknyuorumş. Çnükü kleimleir hraf hraf dğeil bri btüün oralark oykuorumuşz.





5.      Genel bir ilke olarak,çocukların yaşantılarından yola çıkmak gerekir.Fiş tümceleri çocukların yaşantılarına göre oluşturulacağı,onların gündelik dilinden,çevresinden alınacağı için bu ilkeye de uyulmuş olur.

6.      İlkokuma-yazma öğretiminin tümcelerle yürütülmesiyle,çocuklar dilin yazım ve dilbilgisi kurallarını sezerler.Noktalama işaretlerinin görevlerini kendiliğinden öğrenirler.

     Türkçe Öğretimi Programı Kılavuzu’nda (2004) öngörülen ‘Ses Temelli Cümle Yöntemi’ne gelince…Bu bir ses yöntemi değil.Ses yönteminde ilkin tüm ünlü harflerin sesleri tanıtılır.Oysa bu yöntemde ünlü harfler ünsüzlerin içine serpiştirilmiştir.Ses kümeleri aşağıdaki gibi belirtilmiştir:

         1. e,l,a,t                2. i,n,o,r,m,

         3. u,k,ı,y,s,d          4. ö,b,ü,ş,z,ç

         5. g,c,p,h              6. ğ,v,f,j   

    

     Bu yöntem tümce yöntemi değil,okuma-yazma öğretmeye tümcelerden başlanmıyor çünkü.Bu yöntemin doğru adı ,bireşimdir.Çözümleme yok,dolayısıyla ‘çözümleme-bireşim’ yönteminin zenginliği,evreler (tümce,sözcük,hece,ses),bu evrelerde oynanacak oyunlar,kullanılacak araçlar  güme gidiyor.Çalışmalar darlaşıp sığlaşıyor.

     Elbette bu yöntemle de öğretilebilir okuma-yazma,öğretilmez değil.Ama günümüzde,anlamak koşuluyla hızlı okuma önem kazanmışken (kitabı,dergiyi,gazeteyi hızlı okumak bir yana,televizyon camında akan ya da yazılıp siliniveren yazıları,altyazılı filmleri anmak bile yeter)1936’dan bu yana uygulanan yöntem terk edilip harflere,seslere,hecelere takılınacağı  için hızlı okumaya geçişi  güçleştirecek bir yönteme neden geçiliyor? Varolan yöntemde mi’Cumhuriyet’in bir kazanımı sanıldı?

     ‘Kılavuz’da  şöyle bir tümce var:”İlkokuma-yazma öğretiminde Ses Temelli Cümle Yöntemi kullanılmaktadır.”(s.71).Bu anlatım okuru yanıltmaz mı? Sanki bu yöntem kullanılıyor ve hep kullanılmış.Oysa bu öğretim yılı belirlenen okullarda deneniyor yalnızca.

     Bir başka tümce şu:”İlkokuma-yazma öğretimi,kısa sürede cümlelere ulaşılacak şekilde düzenlenmektedir”(s.71).Kısa sürede tümcelere ulaşılması isteniyorsa,tümce böylesine önemseniyorsa,sormak gerekmez mi,neden doğrudan tümceden başlanmıyor?Bir yandan-doğru olarak- elde edilen sözcüklerin heceletmeden okutulması,öte yandan çeşitli metinlerde belli bir hecenin buldurulması isteniyor(s.88). Bu durum çocuğu hecelemeye alıştırmaz mı? Heceletmek istenmiyorsa tümceden başlanmalı,böylece çocuk daha ilk tümcede ‘konuşur gibi’okumaya,çocuğun gözleri de uzun sıçramalara alışır.  Özcan(1988:19),hızlı okumayı engelleyen gözün yanlış alışkanlıklarını şöyle belirtiyor:Gözün her sözcüğün başına bakması,heceleyerek okuma,birden fazla sözcük görememe…

     “Özellikle ve öncelikle anlamlı heceler elde edilmelidir” deniyor(s.72).Türkçede iki harfli (kapalı ve açık) 336 hecenin yalnızca 69’u anlamlı,çocuk için anlamlı olanlarsa 47 tane.Bu kadar heceden kaç sözcük,kaç tümce,kaç metin oluşturulabilir? Az,sınırlı.İşlek hecelerse(yeni sözcükler elde etmeye elverişli heceler) çoğunlukla anlamsızdır.’Kılavuz’da da belirtildiği gibi,çocuk için ,öğretmeye anlamlı olandan,somut olandan başlamak gerekir.Öyleyse okuma-yazma öğretmeye,çocuk için anlam taşıyan kısa tümcelerden başlamak en uygunu,en doğrusu değil mi?

     İlk izlenim,geçirilen ilk yaşantılar ilerisi için çok önemlidir.İlk izlenim,son izlenimdir.Bu bir İngiliz atasözüdür. Yanlış bir yöntem,yanlış bir başlangıç,çocuğun okuma-yazmaya karşı daha baştan olumsuz bir tutum geliştirmesine neden olabilir.Oysa çocuk okuma-yazmanın tadını daha ‘ilk lokma’da tatmalı,bu sürece sevinçle,keyifle katılmalıdır.Böylece de kitap sevgisinin,okuma alışkanlığının yolu açılmalıdır.

     Bu yöntemle okuma-yazmayı kısa sürede öğretmek amaçlanıyorsa bu acele ne,neden? Amaç buysa olan gene çocuğa olacak.Çocuktan sesi öğretilen harfin  üzerinden yazılış yönüne doğru ‘defalarca’ gitmesi isteniyor(s.77,84,86).Bu ‘defalarca’nın sayısı kaçtır? Öğretmen adayı öğrencilerime bunu sordum,10’la 30 arası sayılar söylendi. Çocukların küçücük yüreklerini,minicik ellerini düşündüm,ürperdim! Hele bu yazı çalışmaları eve taşınırsa,çocuğu bir an önce okuma-yazma öğrensin diye-çocuklarıyla  günlerde övünecekler ya-anaların çocuğa nasıl yükleneceklerini  düşünmek bile istemiyorum.

     Çocuğu 1. sınıfta okuyan bir anne şunları söyledi bana:”Anaokulundayken kızımın elinden defter,kitap düşmezdi.Ben bazen uyarmak zorunda kalırdım.’Kızım bırak onları,oyuncaklarını al eline,oyna’derdim.Bu durumu arkadaşlarıma söylediğimde ‘merak etme,okula başlayınca ödevden bıkar’ derlerdi. Ben ‘hayır’derdim,’benim kızım ödevden hiç bıkmaz’.Yanılmışım,yakınıyor şimdi,bıktı.Şimdi elinde oyuncaklarla dolaşıyor”.

     Türkoğlu (1992:5),”İlkokula başlayan çocuğa hemen okuma-yazma öğretilmeye başlanmaktadır.Öğretmenler arasında bir yarış vardır.15 Eylülde okula başlayan çocuklar,15 Kasımdan önce okuyup yazabilmektedirler.İlkokul birinci sınıflarda (gözlediğim) çocuklar okulu sevmemekte,kitap okumak istememektedirler.Çünkü iki ay sonra yarışı kazanmış,bezmiş,bıkmış,yorgun,küçük ihtiyarlar karşımıza çıkmaktadır”diyor

     Aşağıdaki  Tanaltay’dan (1988:120) bir alıntıdır.

     “Bir anne şöyle anlatıyordu:

     ‘İlkokul 1.sınıftaki çocuğuma  çok iyi bir öğretmen buldum.Fakat çocuk yazın çok mu yoruldu,bilmiyorum,okula gitmek istemiyor.Sabahları midesi bulanıyor.Kahvaltı yapması bir dert… Zorlarsam,çıkarıyor.Bir haftadır okula gönderemedim’.

     Yazın oyundan mı,denizden mi yoruldu,diye anneye sorduk.

     ‘Hayır efendim’,dedi,’Bizim öğretmenimiz okula başlamadan çocuğun derse hazırlanmasını istiyor.Temelden başlattığı için onun öğrencileri bu yabancı okul sınavlarını,kolejleri hep kazanıyorlarmış…’

     Çocuğun daha birinci sınıfa başlamadan zorla itildiği ruhsal gerilimi düşünebiliyor musunuz? Tüm çocukluk oyunlarına veda eder gibi,ilkokula başlayacağı için yaz sıcağında ders almaya başlayan beş buçuk yaşında bir yavru…Ona tanıtılan okul,çok sıkıcı,çok dayanılmaz bir zorunluluk olmalıydı.Ve çocuk daha başlamadan bıkmış ve yorulmuştu”.

     Önemli olan çocuğun okumayı hızlı öğrenmesi değil,öğrendikten sonra hızlı okumasıdır.

     TRT 4’te taslak programların tanıtıldığı sırada,bir öğretmenin öğrencileriyle hazırladığı bir etkinlik gösterildi.Bu gösteri şu sözcüklerle bitti:’The son’ Umarız,’hızlandırılmış okuma-yazma  kazası’ olmaz.Bu işin sonu ‘the son’ olmaz,umarız.



                                                 KAYNAKÇA



Alpöge,Gülçin(1991) Çocuk ve Dil,İstanbul:Yapı Kredi Yayınları



Bilgin,Muhittin (2002) Anlamdan anlatıma Türkçemiz  Ankara: T.C.Kültür Bakanlığı Yayını



Doman,Glenn ve Doman,Janet (2004) Bebeğinize Nasıl Okuma Öğretirsiniz? Çev.Esin Sungur İstanbul:

    Aura Kitapları

Göktürk,Akşit(1989)Sözün Ötesi,İstanbul:İnkılâp Kitabevi



Gray,William,S.(1975) Okuma ve Yazma Öğretimi ,Çev.Nejat Yüzbaşıoğlu,İstanbul:MEB Yayınları



Güleryüz,Hasan (2000)Programlanmış İlkokuma-Yazma Öğretimi, 4. baskı Ankara:Pegem Yayıncılık



Güneş,Firdevs(1992) “Gizli Okumaz-Yazmazlık” İstanbul:Yaşadıkça Eğitim dergisi Sayı:21 (13-16)

------------------(2003) “Okuma-Yazma Öğretiminde Cümlenin Önemi”,Niğde:Türklük Bilimi Araştırmaları  

   Dergisi Sayı:13 (39-47)



Karagöz,Süleyman(1976),Uygulamalı İlkokuma Öğretmen Kılavuzu,İstanbul:MEB Yayınları



MEB(1948) İlkokul Programı



------(2004) Türkçe Öğretim Programı Kılavuzu,(Taslak Baskı)



Nas,Recep (2004) Metinlerle İlkokuma-Yazma Öğretimi,3.baskı,Bursa:Ezgi Kitabevi



Oktay,Ayla (1999) Yaşamın Sihirli Yılları:Okulöncesi  Dönem,İstanbul:Epsilon Yayıncılık



Öncül,Remzi (2000) Eğitim ve Eğitim Bilimleri Sözlüğü,İstanbul:MEB Yayıları,1220



Özcan,Mehmet(1988)”Çok Daha Süratli Okuyabilirsiniz”,Ankara:TÜBİTAK Bilim ve Eğitim dergisi Sayı:278



Özcan,Ali Osman(1991) “İlkokuma-Yazma Öğretiminde Metot Meselesi” Eğitimde Nitelik    Geliştirme,



   İstanbul:Kültür Koleji Yayınları

Tanaltay,Suna (1988) Çocuklar Ağlamasın,İstanbul:Tekin Yayınevi



Tüleylioğlu,Orhan (2000) “Okumak mı,O da Ne?” Okumak mı,O da Ne? İstanbul:Cumhuriyet Kitap Kulübü



Türkoğlu,Adil (1992)”Okumadan Önce Konuşmasını Öğrenmek Gerekir” İstanbul:Yaşadıkça Eğitim dergisi,

   Sayı:22 (4-5)   

                                                                                                                                             -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------



*  Bu yazı  Öğretmen Dünyası dergisinde (Nisan-2005,Sayı:304) yayımlanmıştır.                                                       

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder