8 Mayıs 2026 Cuma

Montessori Metodu / Özgür Çocuklar İçin Eğitim

      Montessori Metodu/Özgür Çocuklar İçin Eğitim (*)

 

                                                                           Recep Nas

      Maria Montessori 1870'te doğdu, İtalya'nın ilk kadın tıp doktorudur. İlk Montessori okulu 1901'de açıldı, bu okula 'Çocuklar Evi' adı verildi. Montessori bu okulu açtığında aslında belirli bir eğitim anlayışı yoktu, okul da yeterli donanımdan yoksundu. Eğitim görmüş bir öğretmen bile bulunamamıştı, daha önce – sözde-  öğretmenlik yapan bir işçi kadın işe alınmıştı. Montessori, daha önce zekâ geriliği olan çocuklarla çalışırken edindiği deneyimlerden yola çıkarak el yordamıyla yöntemini geliştirmeye başlamıştır. (s. 63, 64)

     Montessori yöntemi, İtalya'da faşist diktatörlük kurulana kadar özgürce gelişebildi. Mussolini'nin kurduğu faşist düzen, tüm çocukları- 4 yaşında olanları da- 'kara gömlek' giyilen, oyuncak silahlarla talim yapılan 'Faşist Gençlik'e katılmaya zorladı. Öğretmenlerin de faşist ideolojiye bağlı olmaları zorunluydu. Ders kitapları faşizmin ruhunu yansıtmalıydı. Mussolini'nin 'La dottrina del fascismo' adlı kitabı okullarda okutuldu.

     İtalya'da faşist yönetim egemenken, Montessori, güçlü, özgür bir kişilik geliştirmeyi amaçlayan eğitim anlayışının bu bütüncü (totaliter) ortamda gelişemeyeceğinin ayırdındaydı Zaten faşistler Montessori okullarının kapatılmasını istiyorlardı. Montessori İspanya'ya geçti, orda da iç savaş başlayınca  İngiliz hükümetinin yardımıyla bu ülkeden de ayrıldı. (s.65-66)

       Yine de Montessori yöntemi faşizmin azgın olduğu dönemde de barışçı, tüm kültürlere, dillere, doğaya saygılı yaklaşımıyla varlığını sürdürmüş gelişmiştir. (s.67)

     Ülkemizde Montessori yöntemini uyguladığını duyuran, Montessori'nin adını reklam aracı olarak kullanan özel anaokulları var. Böylece öbürlerine göre daha üstün, daha nitelikli olduklarını belirtmiş oluyorlar. Nasıl olsa eğitimin niteliğini değerlendirecek bir düzenek yok. Ne ki gerçekte bu yöntemi bütün olarak uygulayan okul sayısı az. 'Montessori Öğretmen Eğitimi' görmüş öğretmen sayısı çok daha az. (s. 190)

     Günümüzde de geçerliğini südüren bu yöntem neymiş, bir bakalım.

 

       Genel Amaçlar

    

     Çocuğun,

  okulu sevmesi/ öğrenme sevgisi kazanması/ içdisiplin edinmesi/ kendi kendini güdülemesi/ bağımsızlaşması/ çalışmaktan tat alması/ özgüvenli olması/ meraklı, merakının da kalıcı olması/ oyuncaklarla oynamak yerine çalışmayı yeğlemesi (s.133)

     Montessori, oyuncakların, - gerçekten üretken ilişkiler kurmasını sağlaması gerekirken – çocuğun kafasında ham hayaller ürettiğini düşünüyor. Ona göre oyuncaklar, belirli bir amacı, anlamı olmayan düşsel çevre sunduğu için – zihinsel yoğunlaşma yerine- hayallerle çocuğun enerjisini boşa harcıyor. (s.101) Bu görüş yadırganabilir, zaten yönteme yönelik eleştirilerden biri bu. Mortessori'ye göre, çocuğun yaptığı iş onun için bir oyundur zaten, oyun da gerçek bir iştir. (s. 73) Çocuk kendi gelişimi için çalışır, kendi kendine yaptığı etkinliklerden zevk almaya alışır. (s.134) Eğitim çocuğun gereksinme, istek, hazır bulunuşluk ve hızına göre düzenlenir. Eğitim bireyselleştirilmiştir. Eğitimciye düşen iş – çocuğun keşfetme isteğini köreltmeden-, ona kendi kendine öğreneceği uygun çevreyi hazırlamaktır. Her çocuk bir değerdir, çocuk yalnızca kendisiyle karşılaştırılır.(s. 23) Montessori yöntemi, çocuğa, önceden hazırlanmış bir çevrede kendi kendini geliştirmesi için devinim ve etkinlik özgürlüğü tanır.

     Çocuk başarılı oldukça öğrenmeye karşı olumlu tutum geliştirir. Kendi hızıyla çalışır, etkinliği istediği kadar yineler (s.134)

 

      Montessori Eğitim İzlencesinin Özellikleri: (s. 131-132)

 

 *Bütüncül eğitim (Bedensel, ruhsal, bilişsel, toplumsal gelişim)

*Evrensel eğitim (okulda budunsal, dinsel çeşitlilik, istenen bir şeydir.)

*Yaşam için eğitim

*Barış eğitimi (ırksal, dinsel, dilsel önyargıların yıkılmasına çocuklardan başlanır)

*Ahlak eğitimi (insan, insanlığa saygı duyarak yetişirse, vicdanlı olursa, birinin başkalarına zulmetmesi engellenir)

*Kişilik eğitimi (Saygılı ve yardımsever olmayı, kibarca konuşmayı, kendilerine ve çevrelerine bakmayı, temizlik yapmayı öğrenirler, özcesi kendi kişiliklerini kendileri yaratırlar. Kişilik eğitimi tahta başında yapılmaz. 

  

      Yöntem

 

      Yöntemin üç ilkesi var. Gözlem, bireysel özgürlük, hazırlanmış çevre...  Çocukların sınıfta birlikte öğrenmesini sağlıyor bu yöntem. Çocuğun özgürlüğünü iyi kullanması için bağımsız olmaya gereksinmesi var. Bağımsız olmadan özgür olunmaz. Büyüklerin gereksiz yardımı çocukların doğal güçlerinin gelişmesini engeller. Ana-baba çocuğun özbakımını (giyinme, yıkanma) üstlenmemeli. Değilse büyüğe bağımlı olur, 'kendiliğinden etkinliği'ni de engeller. (s.72)

 

     Disiplin

 

    Disiplin dıştan değil, içten gelir.  Aslolan içdisiplindir. Disiplinin özgürlük sağlayan yanı da var. Disiplinle özgürlük iç içedir. Tabii bu özgürlük sınırsız değildir, temel kuralların sınırları içindedir. Montessori sınıflarında çocuklar olağanüstü, yüksek düzeyde bir disiplin sergiliyorlar. “Nasıl oluyor da bu çocukların böyle terbiyeli davranmalarını sağlıyorsunuz?” Montessori'ye ziyaretçilerin en çok sorduğu soru bu. Montessori bu soruya hep aynı yanıtı vermiştir: “Biz disiplin öğretmiyoruz.”  Disiplinin özü, özenle hazırlanmış ortam ve çocukların bu ortamın içinde buldukları özgürlüktür (Eissler, 2014: 170). Kendi etkinliklerini seçmekte özgür olduklarında, etkinlikleri sürdürmeleri engellenmediğinde,  çocuklar, düzenli, sessiz çalışırlar. Montessori'ye göre disiplin budur.

   Çocuk yapmacık olarak, zorla sessiz, dilsiz kılınırsa bu durumda çocuk disiplin altına alınmış olmaz, yok edilmiş olur. Amaç, çocuğun doğru davranışları seçmesine olanak veren özdenetiminin gelişmesidir. Kendini denetlediğinde disiplin sağlanmış olur. Disiplin öğretilmez, hazırlanmış ortamda kendiliğinden öğrenilir. Çocuk toplumsal görgü kuralları gereği sessizce oturuyorsa disiplinlidir. Öğretmen onu izliyorsa, cezadan korktuğu için sessizce oturuyorsa sadece - o da geçici olarak- itaat ediyordur (Eissler,2014: 173). 

     Derslik düzenli, çocuğun keşfetmeye karşı duramayacağı biçimde çekici olmalıdır. Çocuğun keşfetme özgürlüğü olacak. Bu özgürlük aracılığıyla da sorumluluk üstlenecektir. (s.167, 22)

      Ne ödül, ne ceza, ikisi de yok. Bunların yerine çalışmaya güdüleyici iş var. Yarışma, çocukları birbiriyle karşılıştırma da yok. İlle de ödülse, bu içödüldür. Cezaysa, çocuğun davranışlarının sonucunu yaşamasıdır.

 

      Eleştiriler

 

     Hiçbir yöntem eleştiriden arınık değildir. Bu yöntem de eleştirildi tabii. Yazar Eylem Korkmaz  eleştirileri,  bunlara verilen yanıtları sıralamıştır. (s. 106- 113) Aşağıda özü yazılmıştır.

    1.Bireysel ya da küçük kümelerle çalışılır.

       Doğrudur, ama çocuklar karışık yaş kümeleriyle yoğun bir etkileşim içindedir. Gün boyunca birbirlerine yardım ederler, güven beslerler. (s.107)

     2.'Montessori Araç- Gereçleri'nden (Materyal)  başka araç- gereç bulunmuyor. Böylece sınırlı bir çevre yaratılmış oluyor.

     Bunda gerçek payı varsa da, çocuklar özgür bir yaşam ortamında, geniş bir etkinlik alanında istediğini seçmekte, yeni yeni olanaklar keşfetmekte özgürdür (s.107)

     3.Sınıflar geniş yaş kümelerini içeriyor.

     Doğru da, bir çocuk başka bir çocuktan – öğretmenden öğrendiğinden – daha kolay öğreniyor. Çocuklar arasında saygı var, yarışma (rekabet ) yok. Montessori sınıfları, - yaştan çok -  bireyleri önceleyen derecesiz sınıflardır. (s.109)

     4.Çok fazla bağımsız çalışma, sınıfta da çok fazla özgürlük var.

      Bağımsız olarak, bireysel seçimlerde çocuk kendini yetkinleştirir. Sınıftaki özgürlük, çocuğa, arkadaşlarına saygılı olarak kendi istenciyle devinme olanağı tanır. (s.112)

     5.Günlük yaşam alıştırmalarına çok yer veriliyor

     Bu, çocuğun etkinlikleri öykünme isteğinden yararlanmak için yapılıyor. Çocuk bu alıştırmalarla, el-göz denetimi ve eşgüdümü, küçük-büyük kas denetimi ve eşgüdümü gibi beceriler kazanır. Erken duyusul etkinlikler, sonraki bilişsel etkinlikler için temel oluşturur (s.113)

                                                    *         *            *

     Öğrenmek için en iyi, tek bir yol yok. Öğrenmek, bir çevredeki insanlar arasında bir etkileşim gerektiren, işbirliğine, araştırmaya, yaratıcı sorun çözmeye isteklendiren toplumsal bir çabadır. (s.41) Çocuk bir etkinliğe özgürce karar verdiğinde özenle çalışır, çalışırken özdeğerlendirme yapar, kendi gelişiminin ayırdına varır, daha etkili yollar arar. Çocuk, yanıtının doğru  ya da yanlış olduğunu, bir girişiminin başarılı olup olmayacağını söyleyen bir öğretmene bağımlı değildir (Eissler, 2014:177, 132).

        Montessori Yöntemi'nin özü şu: Önyargılardan, basmakalıp görüşlerden arınıp kendi kendini yetiştirmesi için çocuğa yardım edilmelidir, bu yardım kendini belli etmeyen, alçakgönüllü bir yardım olmalıdır. Çocuğu içdisipline yönelten bir özgürlük anlayışı benimsenmelidir (Montessori, 1982: 9-10)

     Montessori'nin 'Çocuk Evleri'nin birinde çalışmaları izleyen bir konuğun, burda çocukların hoşlarına giden şeyleri yaptıklarını söylemesi üzerine, bunu duyan bir çocuk: “Özür dilerim bayım. Biz hoşumuza giden şeyleri yapmıyoruz, yaptıklarımız hoşumuza gidiyor” diyor (Montessori, 1982:9).

  

 

(*)MONTESSORİ METODU/ Özgür Çocuklar İçin Eğitim /Eylem Korkmaz/ 2. baskı/ 2012/ Algı Yay. 208 s.

Eissler, Trevor (2014) Montessori Çılgınlığı Çev. Raife Cebeci, İstanbul: Alfa Yay.

Montessori, Maria (1982) Çocuk Eğitimi: Montessori Metodu Çev. Güler Yücel 2. baskı İstanbul: SanderYay.

 

      Bu yazı ÇİNİKİTAP dergisinde (Mayıs Haziran 2026 Sayı: 96) yayımlanmıştır. s. 35- 36

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder