18 Eylül 2020 Cuma

BİZİM YUNUS: YUNUS EMRE

                                                BİZİM YUNUS: YUNUS EMRE  (**)

                                                                                                         Recep Nas

                       recepnas@uludag.edu.tr            

     Yunus Emre kimdir, nerelidir, nerde doğmuş, nasıl yaşamış, nerde ölmüş, bilen yok. Kimliğini bilen yok, ama varlığını bilmeyen yok. Onlarca mezarı var, üstünde adı da var, ama içinde kendisi yok. Kitapları var, içlerinde adı var, ama kendi kitabı yok. Ete kemiğe büründüm/ Yunus oluban göründüm demiş, ardından da bu dünyadan gider olduk/kalanlara selam olsun demiş gitmiş. Bir garip ölmüş diyeler/üç gün sonra duyalar/soğuk suyla yuyalar demiş ya, belki ölümü üç gün sonra bile duyulmamış, ölüsü soğuk suyla bile yuyulmamıştır. (1)

     Ama yaklaşık 800 yıldır halkın gönlünde, dilinde yaşayan, bütün dünya insanlarına ‘ayrık’ bakmayan, bizi Türkçenin gür ırmağında yuyan Anadolu kocasıdır, bizim Yunus’umuzdur o.

    Doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmiyor, yaklaşık olarak:1241-1323

     Bugün de anlayarak, özüne vararak, iletisini alımlayarak okuyoruz onu.(4) İlkin yabancı sözcükleri Türkçeleştiriyor. Öyle ki ‘çeşm’ demiyor ‘göz’ diyor, ‘murg’ demiyor ‘kuş’ diyor, ‘guş’ demiyor, ‘kulak’ diyor. Onun kurduğu şiir dilini göçebesi de köylüsü de anlamış.(2) Halkın gerçeğini de ülküsünü de kendi çağının en atılgan, en savaşkan diliyle söylemiştir. Onun ‘dost’ kavramında halkın tüm özlemlerini bulur gibi oluruz. (1)

     Arapça, Farsça bilmesine (2-3-6) karşın bu yaban dillere yüz vermemiş, Türk halkının dilini yüceltmiş, yüksek duyguları, düşünceleri halkın diliyle söylemiştir. Yunus Emre’nin dili tümüyle halkın dili değilse de, halkın ağzından konuşmuş, halkı kendi ağzından konuşturmuştur.(1) Halk şairi değil, halkın şairidir o. Dili, yerleşik bir kültürün dilidir, eğitim görmüş bir Türkmen dili. Yazılı yazının (edebiyat) dilini halk diline yaklaştırmak, halk diliyle zenginleştirmek için bilerek çaba harcamıştır.(2)Yunus Emre’nin şiirlerinde yaratıcı yürekliliği görebiliyoruz. Bu yürekliliğiyle Anadolu Türkçesinin yazın dili olmasını sağlamıştır.

     Yunus Emre, Eyuboğlu’nun(1)deyişiyle “(…) [D]ervişlikle şairliği, yani söyleme sanatını, özü söze çevirme gücünü, düşünceyi elle tutulur gibi, gözle görülür gibi, kulakla duyulur gibi somutlaştırma, duyulara sunma yeteneğini bir araya getirmiş bir insanoğlu ve bir Türkmen kocası, bir Anadolu köylüsüdür.”   

     İki Yunus Emre’den söz edilebilir. Taptuk Tekkesi’ne katılmazdan önceki Yunus, katıldıktan sonraki Yunus. İlki Molla Yunus, sonraki Derviş Yunus’tur. İkisinin yazdıkları çelişiyor. Çünkü Yunus gerçek insanı, gerçek doğayı Taptuk Tekkesi’ne vardıktan, tasavvuf yoluna girdikten sonra bulur.(2) Nasıl değiştiğini, olgunlaştığını kendisi açıklıyor zaten.

 

     Taptuk’un tapusunda/kul olduk kapusunda

     Yunus miskin çiğ idik/piştik elhamdülillâh (5)

 

     Aşağıdaki dörtlüklerin ikisi de Yunus Emre’nin:(5)

 

     Andan cennete varam/cennette huriler görem

     Huri ile gılmanı/bir bir koçasım [kucaklayasım] gelir

                                 *          *            *

     Uçmak [cennet] uçmağım dediğin/müminleri yiltediğin [kışkırttığın]

     Bir ev ile birkaç huri/hevesim yok koçmak [kucaklamak] için

 

 Dinci ve kinci kuşaklar yetiştirmek isteyenler Yunus Emre’nin Yaradılanı severiz/Yaradandan ötürü dizelerini gün geçmez seslendirirler ama Adımız miskindir bizim/Düşmanımız kindir bizim/Biz kimseye kin tutmayız/Kamu âlem birdir bize dizelerini görmezden gelirler.

     ‘Tatlı dil’ dediğimde ilkin Yunus Emre gelir benim aklıma.

 

                                              Sözünü bilen kişinin                                               

                                             Yüzünü ağ [ak] ede bir söz                                     

                                              Sözü pişirip diyenin                                                

                                              İşini sağ ede bir söz                                                   

 

                                              Söz ola kese savaşı         

                                              Söz ola kestire başı

                                              Söz ola ağulu aşı

                                              Balıla yağ ede bir söz 

 

                                              Kişi bile söz demini

                                              Demeye sözün kemini

                                              Bu cihan cehennemini

                                              Sekiz uçmağ [cennet] ede bir söz                                                                         

 

     Yunus Emre softalara karşı çıkmış, bağnazlığı, körü körüne yazgıcılığı reddetmiştir: Dervişlik dedikleri / Hırka ile taç değil / Gönlünü derviş eden / Hırkaya muhtaç değil (6)

      Öyle ki din karşısındaki tutumu şaşılacak kadar laikçedir. “Yunus’ta dervişlik, ayağı yerden kesilmeyen, yalancılar, yobazlar, sahte peygamberlerle savaşan bir bilgeliktir, bir köşeye çekilip etliye sütlüye karışmayan bir uysallık, uyduluk, neme lazımcılık değil.” (1)Tanrıyı sevgi, yücelik dolu bir güç olarak tanır, tanıtır. Dogmaları, şeriatın katı kurallarını kırıcıdır. (2)

 

  Yunus Emre der hoca

  Gerekirse bin var hacca          

  Hepisinden iyice

  Bir gönüle girmektir

 

    *      *         *

Müselmanlar zemane yatlu oldı                       

Halal yinmez haram kıymetlu oldı                   

Okunan Kuran’a kulak tutulmaz                        

Şeytanlar semirdi kuvvetlü oldı

 

*     *         *

                      

Bir gönül yıktınısa                                             

Bu kıldığın namaz değil                                     

Yetmiş iki millet dahi                                         

Elin yüzün yumaz değil                                      

 

 

                            Yunus Emre, Tanrıyı korku değil, sevgi kaynağı olarak görür. “Öyle bir sevgi ki, onun coşkusuna düşenler, evreni, insanı, Tanrıyı bir ışık seli içinde birbiriyle kaynaşmış görür. Bu büyük sevginin esrikliğinde, insanları birbirinden ayıran dinlerin, tarikatların, inanışların, milliyet ve ırkların üstüne çıkar ve bütün insanları eşit sayar.” (2) Ondandır ki UNESCO, doğumunun 750. yıl dönümü olan 1991’i ‘Yunus Emre Yılı’ ilan etmiştir.

                            Yunus Emre, içsel yönelimli bir dindardır, hiçbir kara kaplı kitabın, hiçbir dogmanın kölesi olmamıştır.(1)

  

Bu dervişlik beratın                                            

Okumadı müftüler                                             

Onlar nerden bilecek                                            

Bu bir gizli varlıktır                                              

        *      *                      

Bana namaz kılmaz diyen                                                                            

Ben kılarım namazımı                                                                            

Kılarısam kılmazısam

Ol hak bilir niyazımı

*     *

Hâk’tan artık kimse bilmez

Kâfir Müselman kimdürür

Ben kılarım namazımı

Hak geçirdiyse nazımı                                                                            

                                                     

 

     Yunus Emre söz ustasıdır, söz kalabalığı yapmaz, az sözle çok şey anlatır. Bir söylenceye göre, Mevlânâ’ya ‘Mesnevi’si için, “Uzun yazmışsın” diyor, “ben olsaydım Ete kemiğe büründüm/Yunus diye göründüm derdim.”(3) Mevlânâ da “Bunu söyleyebilseydim, Mesnevi’yi yazmazdım” diyor. Dili, zanaatçının, köylünün, esnafın, çobanın dolambaçsız, canlı, renkli dilidir.(1)

 

Az söz erin yüküdür

Çok söz hayvan yüküdür

Bilene bu söz yeter

Sende Güher [cevher] var ise                                                            

 

Yunus Emre insanseverdir, tüm insanları kardeş sayar,  kardeşçe sever.

 

Gelin tanışık olalım                                        

İşi kolay kılalım                                              

Sevelim sevilelim                                            

Dünya kimseye kalmaz                                   

          *            *                                                  

 

Çok cehd edip istedim                                    

Yeri göğü aradım                                                

Hiç mekânda bulmadım

Buldum insan içinde

           *             *

 

Sana ne sanırsan

Ayruğa da onu san

Dört kitabın manası

Budur eğer var ise

            *             *              

Dünya benim rızkımdır

Halkı benim halkımdır

 

     Yunus Emre yüreğini, düşüncesini ezenlere karşı ezilenlerden yana koymuş, ezilen insanları zalimlerden korumaya çalışan dirençli bir derviştir.(1-4)

 

Gitti beyler mürveti                                      

Binmişler birer atı                                         

Yediği yoksul eti                                           

İçtiği kan olusar                                             

        *          *

Çalış kazan ye yedir

Bir gönül ele getir

Yüz kâbeden yeğrektir

Bir gönül ziyareti

         *            *

Beyler azdı malından

Bilmez yoksul halinden

Çıkmış rahmet gölünden

Nefs derdine dalmıştır

 

     Yunus Emre dış ödül istemiyor, onun zaten uçmaktan [cennet] umusu yok/Tamudan [cehennem] korkusu yok

 

Cennet cennet dedikleri/Birkaç köşkle birkaç huri

İsteyene ver anları/Bana seni gerek seni (*)

 

    Talat Sait Halman’ın deyişiyle, Yunus Emre, Doğunun, Batının ‘hümanist’ kavramlarını birleştirip bir ‘Türk hümanizması’nı yaratmış, bunu Anadolu Türkçesiyle, şiirsel boyutlarıyla işleyerek Türk toplumuna, kültürüne armağan etmiştir. O Türk şiirinde ilk kez Tanrıyı insanlaştıran, insanı Tanrılaştıran bir ozandır.(1)

 

                                                 KAYNAKÇA

 

1.Eyuboğlu, Sabahattin (1981) Yunus Emre 6. Baskı İstanbul: Cem Yayınevi

2.Başgöz, İlhan (1999) Yunus Emre I  Dünya Klasikleri Dizisi (Cumhuriyet gazetesinin

    armağanıdır)

3.Yesirgil, Nevzat (1963) Yunus Emre 2. baskı İstanbul: Yeditepe Yay.

4.Timuroğlu, Vecihi (2004) Yunus Emre Üzerine Bir Deneme Eskişehir: Eskişehir Sanat

    Derneği Yay. 1

5.Vakkasoğlu, Vehbi (2002) Yunus Emre İstanbul: Nesil Yay.

6.Bozkurt, Turan (2016) Sevgi ve Aşk Çağlayanı Yunus Emre İstanbul: Halk Kitabevi

 

(*) Bu dörtlük, Türk edebiyatı adlı ders kitabına [Fırat Yayınları, 2012] konan şiirin bütününden çıkarılmış, başka bir deyişle Yunus Emre sansürlenmiştir.

   

(**) Bu yazı ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ dergisinde (Eylül 2020 Sayı: 391) yayımlanmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder