29 Haziran 2018 Cuma

ATATÜRK VE OKUMA SEVGİSİ


                                        ATATÜRK VE OKUMA SEVGİSİ (*) 





                                                                                                                 Recep Nas

                                                                                    


     Başlık benim değil, bir kitabın adı. Yayın dünyasını izlemeye çalışırım, ama böyle bir kitabın varlığından haberim olmadı. Ne yazık ki kimi değerli, yetkin kitaplar kenarda köşede kalıyor, dağıtılmıyor bile. Bu kitap İstanbul’da sahafları dolaşırken gözüme çarptı, kaçırır mıyım, alıverdim. Çabucak da okudum, zaten minik bir kitap, 110 sayfa. Cemil Sönmez yazmış.

     Atatürk’ün kitap sevgisini, okumaya düşkünlüğünü çok kişi bilir. Benim de bildiklerim vardı, elime iki kuruş geçse biriyle kitap alırdım, dediğini; ‘Büyük Taarruz’a hazırlanırken bile Reşat Nuri Güntekin’in Çalı Kuşu adlı romanını okumaya başladığını biliyordum.   3997 kitap okuduğu epeydir dillerde, söyleniyor. Okuduğu kitapların sadece çizdiği satırlarından oluşan 24 ciltlik kitap dizisi yapıldığını da okumuştum bir yerlerde. Yeni öğrendim, bu dizi Anıtkabir Derneği’nce ‘Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar’ adıyla yayımlanmış. Üstelik okuyup da bulunamayan ya da herhangi bir işaret koymadığı, çıkmalar yapmadığı kitaplar bu sayının dışındaymış (Akyüz, 2017).

     Okurken önemli satırları çizmeyi, çarpı işareti koymayı, ‘önemli’ diye yazmayı (o ‘mühim’ sözcüğünü kullanmış), sayfa kenarlarına çıkma yapmayı Atatürk’ten öğrendim ben.  Anıtkabir’de okuduğu kimi kitaplar – sayfaları açık olarak – sergileniyordu, orda görüp benimsedim, o gün bugündür uyguluyorum.

     Mustafa Kemal okuyordu. Daha öğrenciyken ‘hürriyet’e ilişkin yasaklanmış kitapları bulup buluşturup, yatağının içinde ölgün bir ışık altında gizlice okuyor, yönetimden birinin  yaklaştığını sezince kitabı yorganın altına sokup uyur gibi yapıyor (s.29). Daha Selanik’teyken J. J. Rousseau’yu okumuş insan o (s.64). Ruşen Eşref Ünaydın’ın, kendisiyle görüşmek için Çanakkale’ye gittiğinde, masasının üzerinde gördüğü kitaplar şunlar: le Colonel Chabert (Honoré de Balzac), Boule de Suif (Guy de Maupassant), Servir (Lavendan) (Boztepe, 2018)

 Cumhurbaşkanı olduktan sonra daha da çok okumaya başlıyor, yapacağı devrimlere ilişkin ilkin kendisinin bilgilerle donanması gerektiğine inandığı için. Artık okumak onun için bir tutkuya dönüşüyor. Yurtiçinde bulamadığı kitapları yurtdışından getirtiyor. Zevk için de okuyor, bilgi edinmek için de, söylevlerine, yazılarına kaynaklık etsin diye de okuyor (s.51-52). Çağdaşı önderler totalitarizmi benimsemişken, o John Stuart Mill’in ‘Hürriyet’, Joseph Barthélemy’nin ‘Anayasal Haklardan Alıntı’ adlı kitaplarını okuyor (Örs-Baytemir, 2010: 70).

     İlgisini çekmişse koca bir kitap da olsa bitirmeden uyumuyor ya da biraz uyuyup gene okumayı sürdürüyor (s.56). Hızlı okuyor, okuduğunun üzerinde düşünüyor. Bir kez iki gün iki gece durmadan okuyor. Yorulmadınız mı diye sorulduğunda, hayır, diyor, yalnız gözlerim yaşarıyor, onun da çaresini buldum, bezlerle kuruluyorum (s.56-57). Aka Gündüz’ün Dikmen Yıldızı adlı romanını da bir gecede okuyor (s.57).

     Kütüphanesindeki yazı masasında pek oturmuyor, uzun ve geniş bir masa daha var, onu yeğliyor. Bu masanın üstünde çeşit çeşit kitaplar, sözlükler duruyor, bir de çeşitli renklerde kalemler… Karşısında saat, yanında da sigara kutusu (s.57). Satırların altını, yazarın görüşüne katılıyorsa kırmızı kalemle, katılmıyor ya da yetersiz buluyorsa mavi kalemle çiziyor, bu, kuşkulu yaklaştığı, üzerinde daha da düşünülmesi gerektiği anlamına geliyor. Verdiği öneme göre bir, iki, ya da üç çarpı koyuyor (Akyüz, 2017). Kitaba öyle saygılı ki, takım giysisini giyiyor, kravatını takıyor, öyle oturuyor kitabın başına. İsmail Habib Sevük’ün deyişiyle, Atatürk’ün eli, kılıcın kabzasından çok kitabı tuttu (s.106). Çünkü ona göre, Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür. Mustafa Kemal, düşman Polatlı önlerine kadar gelmişken Maarif Kongresi (15-21 Temmuz 1921) düzenliyor. Zamanı mı diye itiraz edenlere, “Cehaletle savaşmak, düşmanla savaşmaktan daha kolay değil ki, bizler gelecekte irfan orduları kuracağız” diyor (Boztepe, 2018).

     Yurt gezilerinde kütüphanelere de uğruyor, okumak için kitap alıyor (s.88). Samsun’a çıktığı gün kaldığı otel kendisine armağan ediliyor, Atatürk’ün isteği üzerine otelin alt katı kütüphane yapılıyor, adı da Gazi Kütüphanesi (s.89). Halk da okusun, kitap sevgisi, okuma alışkanlığı kazansın diye Halkevlerini, Halkodalarını kuruyor (s.104).

     Hastalandığında kendisi okuyamayınca, Afet İnan önceden okuduğu kitapları anlatıyor, gazeteleri de okuyor (s.105).

       1932’de İngiltere’de bir kitap yayımlanıyor, adı Bozkurt. Bu kitapta Atatürk’le ilgili yalan yanlış şeyler yazılmış, onun için yurda sokulması yasaklanmış. Bir gece Atatürk’ün isteği üzerine bu kitap baştan sona okunuyor, Atatürk de dikkatlice dinliyor, sonra soruyor,

     -Ne yaptınız bu kitabı?

     -Yurda girmesini yasak ettik.

     -Niçin?

     -Hakkınızdaki iftiralar dolayısıyla…

     -İçki filan mı?

     -Evet efendim.

     -Az bile yazmış. Bırakın kitabı yurda girsin, millet de okusun (s.66).

          Öğrenciyken kitap yasaklarının sıkıntısını çekmiş bir insan o, kendisiyle ilgili dayanaksız, gerçekdışı savlar ileri süren bir kitabın bile yasaklanmasını istemiyor. Bedia Akarsu anlatıyor (2014: 171): “Atatürk’ün kitaba, yazarlara yaklaşımı çok güzeldir. Refik Halit Karay, ‘Deli’ adlı romanında devrimi kötülüyormuş. Atatürk, ‘Ben de göreyim’ diyor ve kitabı okuyor, ‘Devrimi kötülemiyor, tersine tebarüz ettiriyor’, yani ‘belirtiyor’ diyor. Atatürk onları bağışlayıp 150’likler geri dönünce ikinci baskısı çıktı bu kitabın.”

     Atatürk’ün sofrası ‘içki sofrası’ değil, bilim sofrası. Tartışma, çalışma zamanı, sabaha kadar da sürdüğü oluyor. Orda kitap okunuyor, belli bir konu tartışılıyor. Sofraya Atatürk’ün o gün üzerinde çalıştığı konuyla, okuduğu kitaplarla ilgili olanlar çağırılıyor (s.63). Karatahta bile var, o tahtaya kimler kalkmamış ki, bakanlar, milletvekilleri, profesörler… Atatürk soruyor, konuşulanları – uzun sürse de - sabırla, can kulağıyla dinliyor. Ondan başka herkes yorulurmuş (s. 60-61).

     Yalnızca okumamış, yazmıştır da: Atatürk’ün Yazdığı Yurttaşlık Bilgileri (Medeni Bilgiler), Geometri. Boyut, uzay, üçgen, içters açı, dörtgen gibi birçok sözcük türetmiştir. Atatürk dile, dilde özleşmeye önem vermeseydi, belki hâlâ çocuklar ‘içters açı’ yerine ‘zaviyetan-i mütekabiletan-i dahiletan’ diyeceklerdi, dilleri dönüp de diyebilirlerse… Tabii onun en büyük yazılı yapıtı, tarihi yapanın yazdığı bir tarihsel, siyasal anlatı olan ‘Söylev’dir (Örs-Baytemir, 2010: 80), birçok dile de çevrilmiştir. ‘Söylev’ üzerinde çalışırken üç ay boyunca ağzına içki koymamıştır (Movit, 2011: 115). Bunların dışında dokuz kitap daha yazmıştır, üçünün adı şöyle: Cumalı Ordugâhı (1909), Taktik Tatbikat Gezisi 1 (1911), Zabit ve Kumandan ile Hasbihal (1918) (Akyüz, 2018 – Boztepe, 2018)

     Atatürk sadece büyük bir komutan, büyük bir önder, büyük bir devlet adamı değil, bunların yanı sıra bir aydın, bir Aydınlanmacıdır. Onur Bilge Kula, Atatürk’ün sadece Aydınlanmaya ilişkin elli yedi (57) kitap okuduğunu saptamıştır (Ataol Behramoğlu, Cumhuriyet, 16.12.2017).

     Atatürk, Çankaya Köşkü Kütüphanecisi Nuri Ulusu’ya şunu diyor: (…) Şimdi o savaş bitti, yeni savaşımız başlıyor. O da kültür ve sanat savaşımızdır ve okumakla, kitapla olur. (…) Cephanenin yerini artık kitaplar alsın.” (Akyüz, 2017)

     Dönelim çok bilinen iki kuruş meselesine… Vasıf Çınar,

     -Paşam, tarihle uğraşıp kafanı yorma. 19 Mayıs’ta Samsun’a kitap okuyarak mı çıktın?

     Atatürk gülümsüyor,

     -Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bir kuruşunu kitaba verirdim. Böyle olmasaydı, yaptıklarımın hiçbirisini yapamazdım (s.96).

---------------------------------------------------------------------------

                                                      KAYNAKÇA



Akarsu, Bedia (2014) Bedia Akarsu / Felsefe, Eğitim ve Toplum Üzerine (Söyleşi:

     Mukadder Özgeç)  İstanbul: Remzi Kitabevi

Akyüz, A. Erdem (2017) “Atatürk ve Okuma Tutkusu” Bütün Dünya dergisi, Aralık-2017 (31-34)

------------------ (2018)”Atatürk ve Yazdığı Kitaplar” Bütün Dünya dergisi, Ocak-2018  (27-30)

Boztepe, Kaya (2018) “Atatürk ve Bilgi” Bütün Dünya dergisi, Ocak-2018 (5-9)

Movit, Hüseyin (2011) Atatürk’ün Sofrasında İstanbul: Truva Yay.

Örs, Yaman – Baytemir, Burcu (2010) Atatürk, Felsefe ve Yaşam Ankara: Efil Yay.

Sönmez, Cemil (1993) Atatürk ve Okuma Sevgisi Ankara: Kültür Bakanlığı Yay./1532



(*) Bu yazı Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nin Çağdaş Bakış dergisinde (Haziran 2018 Sayı: 27) yayımlanmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder